Ahmet - Nedim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet - Nedim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2011 Çarşamba

Dünya basını Nedim için imza topluyor

1950’de kurulan ve bugün 120 ülkede üyesi bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), geçen yıl “Dünya Basın Özgürlüğü Kahramanı” ilan ettiği gazeteci Nedim Şener’in yarın ilk kez hâkim karşısına çıkarılması arifesinde imza kampanyası başlattı.

“Change.org” sitesinde, http://tinyurl.com/nedimimza adresinde açılan kampanyanın amacı, Silivri Cezaevi’nde geçen hafta 250’nci gününü dolduran Şener ve diğer tutuklu gazetecilerin adil yargılanması talebiyle 10 bin imza toplamak.

16 Ekim 2011 Pazar

"İddianamelerin içi boş" - 27 Eylül 2011

TGC yöneticilerinin Silivri Cezaevi'nde ziyaret ettiği gazeteciler Şık, Şener, Balbay ve Özkan meslektaşlarına "iddianamelere tarafsız ve dikkatle bakıldığında daha yazacak çok malzeme olduğunu fark edeceklerdir" diye seslendi.

Şener, Uzan davasından beraat etti - 23 Eylül 2011

Gazeteci Nedim Şener, özel hayatı ihlal ettiği ve hakaret ettiği iddiasıyla açılan davadan beraat etti. Şener'in cezaevinde yaklaşık 25 kilo vermiş olması da dikkat çekti.

Adaletin 200'ü meydana çıktı! - 18 Eylül 2011

Tutuklu gazetecilere özgürlük isteyen gazeteciler, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti üyeleri ve vatandaşlar, Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmalarının 200'üncü gününde Taksim'de bir basın açıklaması düzenledi.

Şık ve Şener'in Duruşması 22 Kasım'da - 12 Eylül 2011

Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'in de aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 14 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin 9 Eylül Cuma günü 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından sanıkların 22 Kasım'da mahkemeye çıkacağı açıklandı.

Şık ve Şener'in İddianamesi Hazır - 27 Ağustos 2011

Ergenekon soruşturması kapsamında OdaTV'de yapılan aramalara ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili olarak, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 14 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı.

Bu kez itiraz hakimden geldi - 18 Ağustos 2011

Gazeteci Ahmet Şık'ın da aralarında bulunduğu beş kişinin tahliye taleplerinin oy çokluğu ile reddedilmesine, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay, dört başlıkta itiraz etti.

Roth, Şık ve Şener'le Görüştürülmedi -28 Temmuz 2011



Avrupa Birliği Yeşiller Grubu ve Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth'un tutuklu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'i ziyaret etmesine izin verilmedi. Roth, "Dostuna böyle davranan, düşmanına nasıl davranıyor acaba?" dedi.

Cezaevinden Bildirdiler - 24 Temmuz 2011

Tutuklu Gazete çıktı.
Sansüre direniş ve gazeteciler günü olan 24 Temmuz'un 103. yılında, cezaevinde bulunan gazetecilerin hazırladığı Tutuklu Gazete, 12 sayfa olarak çıktı.
39 tutuklu ve hükümlü gazetecinin yazılarından oluşan gazete, Evrensel, Özgür Gündem, Azadiya Welat, Birgün, Aydınlık ve Cumhuriyet gazeteleri ile beraber dağıtıldı. Siyah beyaz gazetenin manşeti: " SANSÜRE DİRENİŞ"

Şık ve Şener'e konferans daveti - 23 Temmuz 2011

Ahmet Şık ve Nedim Şener, 7. Küresel Araştırmacı Gazetecilik Konferansı'na (GIJC) davet edildi.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de Ekim ayında düzenlenecek konferansta tutuklu gazetecilerin "Daniel Pearl"* ve "Global Shining Light" ödüllerini sunmaları istendi.

AİHM, Şener’e Öncelik Verdi - 11 Ağustos 2011

Gazeteci Nedim Şener, 6 Mart 2011'de Ergenekon Davası'ndan tutuklanmıştı. Tutukluluğunun 139. gününde "İşkence yasağı", "Kişi özgürlük hakkı" ve "İfade özgürlüğü hakkı"nın ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmuştu.
AİHM başvurusunu yapan Şener'in avukatı Nurcan Bayraktar, bianet'e yaptığı açıklamada dava talebinin kabul edilebilir olup olmadığının hızla belirlenmesi için öncelikli inceleme talebinde bulunulduğunu ve AİHM'in talebi kabul ettiğini söyledi.

Nedim Şener AİHM'e başvurdu - 20 Temmuz 2011

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Nedim Şener, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu. Avukatı aracılığıyla AİHM'e başvuran Nedim Şener, "İşkence yasağı", "Kişi özgürlük hakkı" ve "İfade özgürlüğü hakkı" maddelerinin ihlal edildiğine dikkat çekerek geçici tedbir olarak tutuklama kararının kaldırılmasını istedi.

İfade Özgürlüğü ve Türkiye Raporu - 18 Temmuz 2011

-FİKRET İLKİZ-

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg, 27 - 29 Nisan 2011 tarihleri arasında Türkiye'yi ziyaretinin ardından, 12 Temmuz 2011'de kamuoyuna açıklanan "Türkiye'de İfade Özgürlüğü ve Medya Özgürlüğü"  Raporu'nu hazırladı.
Raporda Komiser; "savcı ve mahkemelerin, ifade özgürlüğü üzerinde önemli bir caydırıcı etki oluşturan, henüz basılmamış bir kitaba el koyma kararından derin kaygı" duyduğunu ifade etmektedir.

REDD'den "Şık" hareket - 8 Temmuz 2011

Bon Jovi konseri öncesi sahne alan REDD, tutuklu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'i sahneye taşıdı.

Saat 19:00'da sahne alan REDD grubu, Masal isimli parçalarını Şık ve Şener'e ithaf etti. Performans sırasında Türk Telekom Arena sahnesine iki gazetecinin gerçek boyutlu kartonetleri çıkarıldı.

Adaletin Kara 100'ü! - 18 Haziran 2011

Ahmet şık ve Gazeteci Nedim Yener’in tutuklanmalarının üzerinden 100 gün geçti. Bu 100 gün boyunca Ahmet ve Nedim’in gazeteci dostları, meslektaşları, arkadaşları, okuyucuları ve ifade özgürlüğünün gerekliliğine inanan tüm yurttaşlar çeşitli eylemlerle tepkilerini dile getirdi.

RSF: Kitaptan Bomba Olmaz - 17 Haziran 2011

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Genel Seçimlerin ardından Türkiyeli yetkililerden bir an önce basın özgürlüğü anlamındaki vaatlerini gerçekleştirmeye çağırdı. Paris merkezli örgüt, Nisan ve Mayıs aylarında Türkiye'ye yaptığı görev ziyaretlerinden sonra gazetecilere yönelik yargı tacizini anlatan ve örneklendiren "Kitaptan Bomba Olmaz!: Türkiye'de Yargı ve Medya: Güvensizlik ve Güvenlik Refleksleri Arasında" başlıklı bir rapor yayımladı.

RSF: Gazetecileri tutuklamak bir hayli kolay!

RSF, partilerden seçim vaatlerini gerçekleştirmeye davet ederken, 10 yılda gerçekleştirilen reformlara karşın Türkiye'de görevlerini yapan gazetecileri tutuklamanın halen bir hayli kolay olduğunu vurguladı.
"Türkiye'de gazetecilerin haber kaynaklarının ve belgelerini gizleme hakları ihlal ediliyor. Yasalar gazetecilik ilkelerini pek az güvence altına alırken halen çok sayıda yasa kırmızı çizgileri belirlemeye devam ediyor. Cılız yasal güvenceler de güvenliğe düşkün ve paranoyak yargının uygulamalarıyla süpürülüp gidiyorlar."

Gazeteciler siyasi kutuplaşmanın rehinleri
Gazetecilerin son dönemde yoğun siyasi kutuplaşmanın rehineleri haline geldiklerine işaret eden RSF, habercilerin devlet içindeki iktidar mücadelesi uğruna verilen çetin mücadelenin birer yan mağduru haline geldiğini açıkladı.

Şık ve Şener 100 gündür hapiste!
"Cumartesi, araştırmacı gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmalarının 100. Günü olacak. Onlar için örgütlenen önemli eylemler, basın özgürlüğünün sadece  seçim kampanyasının bir teması olmadığını gösteriyor. Eşi görülmemiş duyarlılığıyla sivil toplum, bu alanda dile getirdiği beklentilerinin gerçek ve önemli olduğunu da kanıtlamış oluyor ve sorununa ivedi çözümler bekliyor."
Yetkililerin, Türkiye'nin bölgesel bir demokrasi modeli olduğunu iddia ettiklerini anımsatan RSF, "O vakit, gazeteci ve onların uluslar arası partnerleriyle dürüst ve açık bir diyalog geliştirmek faydalı olacaktır" diye bildirdi.

Şener, Çakkalkurt, Usta, Altan sanık, Kurşun ve Atay mahkum
RSF Genel Sekreteri Jean-François Julliard 19 Nisan'da İstanbul'da düzenlediği basın toplantısında, belirli "kırmızı çizgiler"in gazetecilere dava açılmasına neden olduğunu bildirmişti.  Örgüt, son iki hafta yaşanan gelişmelerin bu tespitin gündemden düşmediğini pek de iyi ortaya koyduğunu açıkladı.
RSF, son olumsuz gelişmeler olarak da, 2 Haziran'da Nedim Şener, Hasan Çakkalkurt ve Hürriyet gazetesinden Ayşegül Usta'nın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "soruşturmanın gizliliğini ihlal" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" gibi iddialardan yargılanmalarını gösterdi.
Askerle ilgili eski tabular hafiflerken yargı ve Emniyetin gazeteciler için halen dokunulmaz olduklarını savunan RSF, adli haberlerin gazetecilere yönelik yoğun kovuşturmaların temel dayanağı haline geldiğini bildirdi.
RSF, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisini Kars'taki anıtı yıktırması nedeniyle eleştiren Taraf gazetesi genel yayın yönetmeni Ahmet Altan hakkında açtığı ve 9 Haziran'da görülmeye başlanan davaya da değindi.
Kürt Sorunu'nun halen büyük zorluklarla haberleştirilebildiğini açıklayan RSF, Azadiya Welat gazetesi eski sorumlu müdürü Vedat Kurşun'un ikinci yargılamada 10 yıl 6 ay hapse mahkum edilmesini de kınadı.
Bir PKK yetkilisinin açıklamasını yayımlayan Batman gazetesi yetkilisi Ercan Atay'ın 7 Haziran'da 37 gün hapse mahkum edilmesini eleştiren RSF, "suç ve suçluyu övmek" iddiasıyla yürütülen yargılamalara dün yayımladığı raporunda dikkat çekti.

GÖP ve AGİT listeleri dikkate alınsın
Örgüt, yargı yetkililerinden en kısa sürede, Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) ortaya koydukları Cezaevindeki Gazeteciler listelerini incelemeye ve mesleklerini yaptıkları için hapiste tutulan gazetecileri derhal ve şartsız olarak tahliye etmeye çağırdı.

"TMY ve TCK'da derin revizyon gerekli"
RSF, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve özgürlüğü kısıtlayan Ceza Yasası'ndaki düzenlemelerin uluslar arası sözleşmelerde tanımlı standartları karşılayacak şekilde ya yürürlükten kaldırılmasını ya da derinlemesine gözden geçirilmesini talep etti.

Habercilik Suç; Şener, Çakkalkurt ve Usta Mahkemedeydi - 3 Haziran 2011

Gazeteci Nedim Şener, iki haberde gizliliği ihlal ettiği suçlamasıyla, Milliyet Gazetesi Sorumlu Yazıişleri Müdürü Hasan Çakkalkurt ile birlikte yargılandığı davanın duruşmasına katılmak üzere Bakırköy Adliyesi'ndeydi. Hürriyet'ten Ayşegül Usta da 'Balyoz' haberi nedeniyle mahkemede bulunuyordu. "Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları" yargılanan gazetecilere destek için yine Bakıköy Adliye'sindeydi.

23 Ekim 2010'da yayımlanan "Rüşvet paraları ceplerden taşıyor" haber yoluyla hakarette bulunulduğu ve "soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği" iddiasıyla gazetenin sorumlu müdürü Hasan Çakkalkurt ile birlikte Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne çıkan Şener, 3 Kasım 2010'da çıkan "Siyah çanta odada yoktu" başlıklı haberde yine "soruşturmanın gizliliğinin ihlal etmek" ile ilgili suçlamalara yanıt verdi.
Şener'i eşi Vecide Şener, annesi Hüsniye Şener ve dayısı Fahri İncedere'nin yanı sıra, Gazetecilere Özgürlük Platformu'ndan ve Basın Enstitüsü Derneği yönetim kurulu üyesi Haluk Şahin, gazeteciler Atilla Özsever ve Murat Sabuncu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) başkan yardımcısı Turgay Olcayto, Su Yayınları yetkilisi Recep Tatar ve "Ahmet ve Nedim'in Arkadaşları"yalnız bırakmadılar.
Mahkeme başkanının izinli olması nedeniyle değiştiği duruşmada söz verilen Çakkalkurt, yazının çıktığı dönemde sorumlu yazı işleri müdürü olduğunu, yayın politikaları gereği ve gazetecilik anlayışları gereği gizliliği ihlal etmelerinin ve hakaret etmelerinin söz konusu olamayacağını olaya da haber değeri olduğu için basın özgürlüğünün bir gereği olarak yer verdiklerini ifade etti.

CNR ve ITO operasyonunu yazdı; yargılanıyor

Şener de, CNR Fuarcılık ve İstanbul Ticaret Odası (ITO) başkanına yönelik operasyonla ilgili 3 Nisan 2010'da ANKA Ajansı'nı ve İbrahim Yıldız'ı kaynak göstererek yazdığını, haberle ilgili Bakırköy Adliyesi'nde birkaç hakimin ad ve soyadlarının sadece başharflerine yer verdiğini, buna karşın sadece Ferşa Aydın'ın kendisinden şikayetçi olmasını eleştirdi.
Avukatı Yücel Döşemeci de, yaptığı basit bir İnternet aramasıyla Bakırköy Adliyesi'nde birçok F.A.'ya rastladığını bildirdi; "F.A., Bakırköy Adliyesi'ndeki tek F.A. değil" diye konuştu.
Bunun üzerine mahkeme, Bakırköy Adliyesi Adalet Komisyonu'na yazı yazılarak, şikayetin yapıldığı 2008 yılından yazının yayımlandığı 3 Nisan 2010'a kadar adliyede çalışan hakimlerin listesini talep etti. Davaya 1 Kasım'da devam edilecek.

"Karargah soruşturmasını değil siyah çantayı yazdık"
Şener, eski Emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın tutuklandığı Devrimci Karargah operasyonunda makam odasında siyah bir çanta içerisinde 90'lı yıllara ait siyasetçi, gazeteci ve bürokratlarla ilgili kasetleri bulunduğu iddialarla ilgili tanık Nazmi Ayhan'ın bu iddiayı reddeden sözlerine yer verdiği için de yargılanıyor.
Suçlamayla ilgili Şener de avukatı Döşemeci de, yayının gizliliği olan Devrimci Karargah operasyonuyla bizzat ilgisinin bulunmadığını, çantayla ilgili iddiaların araştırılmasından ibaret olduğunu söylediler.
Şener'in diğer avukatı Nurcan Çalışkan da, bilgilendirmeye dönük haberlere Ceza Kanunu'nun 285. Maddesinden dava açılmasının soruşturmalarla ilgili hiç haber yapılamayacağı anlamına geleceğini açıkladı. Mahkeme bu dosyayı da incelemeye alarak 3 Kasım için duruşma günü verdi.

Dayan Nedim, biri bitti kaldı dokuz! - 31 Mayıs 2011

Ergenekon Soruşturma kapsamında üç aydır beri Silivri Cezaevi'nde tutulan gazeteci Nedim Şener, Hanefi Avcı'nın eşi Şenay Avcı'nın anlatımlarına yer verdiği 30 Eylül 2010 tarihli "Kimlikler Görev Gereğiydi" başlıklı haber nedeniyle yargılandığı davadan beraat etti. Gazeteciyi eşi, annesi, dayısı, Hosrof Dink, Ayşe Önal, milletvekili adayı Şafak Pavey ve meslektaşları yalnız bırakmadı.


Nedim Şener, Milliyet gazetesinde yayımlanan haber yoluyla "gizliliği ihlal ettiği" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettiği" iddiasıyla dokuz yıl hapis istemiyle yargılanıyordu.
Ancak Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Rüveyde Kaner, bugün hakim karşısına çıkarılan gazeteciyi, suçun vasıf ve unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle akladı. Şener'in bu davadan beraat etmesiyle yargılandığı davaların sayısı dokuza düşmüş oldu.
Şener'in eşi Vecide Şener, annesi Hüsniye Şener ve dayısı Fahri İncedere'nin de katıldığı davanın bugünkü 2. duruşmasına Hosrof Dink, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul 1 bölge 5. sıra milletvekili adayı Şafak Pavey ve Şener ve Ahmet Şık'ın resmedildiği beyaz tişörtlerini giyen "Ahmet ve Nedim'in Arkadaşları" da destek verdiler.

Önal: Beraat sadece bir oyalama olabilir...

Adliye çıkışında gazetecilere bir açıklama yapan gazeteci Ayşe Önal, beraat kararlarının "Ergenekon" soruşturma kapsamında üç aydır hapiste tutulan Şener için sadece bir "oyalama" olabileceğini, somut olarak suçu bildirilmeden gazetecinin tutuklu bırakılamayacağını söyledi.

Pavey uluslararası hukuku hatırlattı

Şafak Pavey ise, bir kişinin somut bir suçlamayla karşılaşmadan özgürlüğünden mahrum bırakılamayacağını ifade ederek, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 9. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin de 5. maddesine dikkat çekti. Şener'in annesi de, "Adalet yerini bulacaktır" şeklinde konuştu.
İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, "Kod adı: Atilla" kitabında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Şener hakkında Adil Öngen'in açtığı 15 bin TL'lik manevi tazminat davasını da bu sabah reddetti.

2 Haziran'da iki dava birden

Nedim Şener, geri kalan basın davalarından ikisi çerçevesinde aynı mahkemede 2 Haziran'da  (Perşembe) yine yargılanacak. Gazeteci, Milliyet'te 23 Ekim 2010'da yayımlanan "Rüşvet paraları ceplerden taşıyor" haberiyle hakarette bulunulduğu ve "soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği" iddiasıyla gazetenin sorumlu müdürü Hasan Çakkalkurt ile birlikte  saat 9.25'te mahkemeye çıkacak.
Aynı gün ele alınacak diğer bir dosyada Şener, 3 Kasım 2010'da çıkan "Siyah çanta odada yoktu" başlıklı haberde "soruşturmanın gizliliğinin ihlal ettiği" gerekçesiyle saat 10.00'da yargılanacak.
Şener, "Ergenekon" soruşturması çerçevesinde 3 Mart sabahı evleri arandıktan sonra gözaltına alınan, üç gün sonra da gazeteci Ahmet Şık ile birlikte tutuklanmıştı. İki gazeteci, Silivri Cezaevi'nde aynı koğuşta haklarındaki somut suçlamaları öğrenmeyi, tahliye edilmeyi ve iddianamelerinin düzenlenmesini bekliyor.

Kocaeli'de gazeteci dayanışması - 22 Mayıs 2011



5 Nisan'da Kocaeli'de gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener'e destek amaçlı düzenlenen basın açıklamasına katılan 13 gazeteciye Kabahatler Kanunu'na muhalefet ettikleri gerekçesiyle verilen para cezası protesto edildi. Kocaeli'ndeki eyleme İstanbul'dan 'Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları' da katılarak destek verdi.


Kocaeli'de tutuklu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'e destek amaçlı basın açıklaması düzenleyen 13 gazeteciye Kabahatler Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla 154'er TL para cezası kesilmesi dün Kocaeli'de yapılan yürüyüş ve ardından okunan basın açıklamasıyla protesto edildi.
İstanbul'dan Kocaeli'ye giden 14 kişilik bir gazeteci grubunun da destek verdiği eylem dün (21 Mayıs) saat 18.00'de Kocaeli Merkez Bankası önünde başladı. Yüz civarında gazeteci ve Kocaelililerin de destek verdiği yürüyüşün ardından Sabri Yalım Parkı İnsan Hakları Anıtı'nın önünde toplanıldı ve Kocaeli Gazeteciler Platformu adına basın açıklaması okundu.
5 Nisan'da Şık ve Şener'e destek amacıyla yapılan eyleme katıldığı için Kabahatler Kanunu'na muhalefet ettiği iddiasıyla 154 TL para cezasına çarptırılan Süriye Çatak'ın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
* Kocaeli Gazeteciler Platformu olarak 5 Nisan'da, mesleklerini yaptıkları için tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılması ve basın özgürlüğüne yönelik tehditlerin son bulması için Uğur Mumcu Parkı'nda basın açıklaması gerçekleştirdik.
* Yürüyüşe geçmeden önce yürüyüş güzergahını soran polise parka yürüyeceğimizi söyledik. Polis, bölgenin yasak kapsamında olduğunu belirterek bir kişiye Kabahatler Kanunu'na göre ceza keseceğini söyledi. Bunun üstüne bir arkadaşımız cezanın kendisine kesilmesini talep etti.
* Eylemin üstünden 1,5 ay geçtikten sonra 13 gazeteciye 154 TL ceza kesildiği öğrenildi. Ceza alanlar arasında sadece basın açıklamasının haberini yapmaya gelen arkadaşlarımız da vardı.
"Gazeteciler Cemiyeti'nin yaptığı açıklama talihsizlik"
* Sürecin basında yer almasının ardından Vali Ercan Topaca, cezaları pazartesi günü geri almak için girişimde bulunacağını açıkladı. Bizler kesilen cezanın değil, cezanın kesilmesi mantığını ve parkın neye göre basın açıklamalarına kapatıldığını merak ediyoruz.
* Cezaların kesilmesinin ardından Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti başkanı da son derece talihsiz açıklamalar yapmıştır. Kendisi, bundan sonra gazetecilerin yasak olan yerlerde basın açıklaması yapmamasını istemiştir.
* Oysa Cemiyet Başkanı'nın yasaklı yer dediği, her 24 Ocak'ta Uğur Mumcu'yu andığımız Uğur Mumcu Parkı'dır.
* Şık ve Şener için yaptığımız eyleme destek vermeyen ve bizim de bu noktada eleştiri de dahi bulunmadığımız Cemiyet yönetiminin böyle bir açıklama yapmasını talihsizlik olarak değerlendiriyoruz. Ayrıca bu süreçte Türk Basın Birliği Yönetimi'nin de sessiz kalması son derece üzücüdür.

"Gazetecilerin dayanışması kentleri aştı"

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Eğitim Sekreteri Alper Turgut da yaptığı kısa konuşmada Türkiye'de gazetecilerin ve ifade özgürlüğünden yana olan insanların maruz bırakıldığı durumu şu örnekle aktardı:
"Geçenlerde Eskişehir'de adamın biri bir köpeğe tecavüz etmiş ve kendisine Kabahatler Kanunu'ndan 154 TL ceza kesilmiş. Meslektaşlarımıza, ifade özgürlüğünü isteyen insanlara da aynı muamele yapılıyor."
İfade ve basın özgürlüğü önündeki engellerin daha da çoğaldığını söyleyen Alper Turgut, tutuklu gazeteciler için İstanbul'da sürekli eylem yaptıklarını ancak ilk defa şehir dışına çıktıklarını ve bunu bütün gazetecilerin dayanışması adına atılmış bir ilk adım olarak gördüklerini ifade etti.

"Basın Özgürlüğü" talebiyle ikinci kez Kadıköy'de - 14 Mayıs 2011


Eylemde arkadaşları Ahmet Şık'ın kartonetini taşıdı.

 Gazeteciler Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu "Ergenekon'u Anlama Kılavuzu" kitapla ilgili davaları nedeniyle Kadıköy'de yine hakim önündeydi. Gazeteciler davadan beraat ederken, 'tutuklu gazetecilere özgürlük' isteyen kalabalık bir grup da adliye önünde arkadaşlarına destek için toplandı.



Grup adına basın açıklamasını Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır okudu.
Çakır, Ahmet Şık'ın 67 gündür ''Ergenekon'' terör örgütüne üye olmaktan tutuklu bulunduğunu, hakkında "gizli" olduğu ileri sürülen kanıtların hala belirsiz olduğunu, Şık'ın deşifre ettiği ''Ergenekon''a üye olmakla suçlandığını açıkladı.
Bazı Emniyet görevlilerinin Hrant Dink cinayetindeki ihmallerine vurgu yapan Nedim Şener ile Emniyet içindeki yapılanmaları mercek altına aldığı kitap çalışmasıyla Ahmet Şık'ın bugün birlikte cezaevinde olmalarının rastlantı olamayacağını ifade eden Çakır, "Bugün bu iki gazetecinin 'Ergenekon'a üye olduğu iddiasının vicdana sığmadığı gibi insan aklına da ihanet olduğunu" vurguladı.
İleri demokrasinin hüküm sürdüğü söylenen Türkiye'de bugün 60'dan fazla gazetecinin tutuklu olduğunu, mahkemelerde 4 binden fazla gazeteci davasının sürdüğünü kaydeden Çakır sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan uluslararası basına, 'Tutuklanan gazeteciler, Hükümeti devirmek istedi' diyor. Bir kimsenin, Başbakan bile olsa, dava sürerken, bu tür bir yargıda bulunmaya hakkı olamaz. Ülkemizde zaten oto sansür gibi bir zorlukla uğraşan gazeteciler, buna ek olarak her an herhangi bir sebeple tutuklanma endişesi ile yaşıyor. Sonuçta ülkemiz yalnız gazeteciler için değil, özgür düşünceyi savunan herkes için her geçen gün güvenilir olmaktan daha fazla çıkıyor.
"Sonuçta ülkemiz yalnız gazeteciler için değil, özgür düşünceyi savunan herkes için her geçen gün güvenilir olmaktan daha fazla çıkıyor. Biz yalnız gazeteciler için değil herkes için adalet istiyoruz. Taleplerimizden asla vazgeçmeyeceğiz ve biliniz ki yansak da dokunacağız.''

Çakır'ın sözünü ettiği davaların birinde Posta gazetesi yazarı Nedim Şener, Uzan Ailesi ile ilgili haberleri nedeniyle (13 Mayıs) Şişli Adliyesi'nde hakim karşısına çıktı. Hrant Dink cinayetiyle ilgili iki kitap yazan ve cinayette adı geçen tüm yetkililere dokunulmasını savunan Şener, Şık gibi, 3 Mart'ta gözaltına alınmış, üç gün sonra da "Ergenekon örgütüne üye olduğu" iddiasıyla cezaevine gönderilmişti.